Yağmurlu bir Ekim sabahı kucağımıza alma heyacanıyla yola çıktık.Yağmurlu hava rengiyle pek de aydınlık değildi etraf.Ama benim için kıpır kıpır,ışıl ışıl ve sıcacıktı.Bir an önce kızımın kokusunu içime çekmek istiyordum.Hayatımın en güzel yolculuğuyla...Öyle sabırsızdım ki kırmızı ışıklara bile tahammülüm yoktu.10 dakikalık yol bitmek bilmedi sanki.
Hastaneye ulaştığımızda hemen odamma girip hazırlıklara başladık.İşte o an gelmişti ben artık yalnızdım ve -2.kata sadece hemşirelerle iniyordum. Ozaman cız etti içim sanki korktum tek başıma kalmaktan.Ama saniyeler sürdü bu his.Ameliyathaneye girdiğimde beni akrşılayan neşeli ekiple canlandım hemen. Doktorcuğumda görününce 'Evet dedim evet ben hazırım kızımı verin haydi bana'.
Çıktığımda feryat figan ağlayan bir bebek sesi.Hem de nasıl ağlama.Hastaneyi inletmiş resmen.
Ben beni anne yapan anı şöyle yorumluyorum; annem öyküyü ağlarken aldı kucağına ve ben odaya girer girmez yanağıma tutp kokumu almasını sağladı.Öykü o anda sihirli bir değnek değmişcesine sustu. O kadar duygulandık ki...
Ve bu bir minik meleğe bir isim lazımdı;eşimle gözlerine,pamuk yüzüne minik elelrine bakıp Öykü olsun dedik.Haytımızın,bizim öykümüz olsun istedik...Minik mucizemiz Suden Öykü Akca bizimleydi artık..
İyiki Geldin Meleğim! İyi ki Anne Yaptın Beni!
Herşeyim.......
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder